Nigdemiz.com

“Sessiz Çığlığa Kulak Verilmeli, Son Umutlarda Tüketilmemelidir”

  • 10 Aralık 2019
  • 1.869 kez görüntülendi.
“Sessiz Çığlığa Kulak Verilmeli, Son Umutlarda Tüketilmemelidir”

Eğitim Bir Sen Niğde Şube Başkanı Hasan Orhan, yeni eğitim, öğretim döneminde de eğitim çalışanlarının yanında olduklarını belirtti, ve camianın içinde bulunduğu ve yaşadığı sorunlarından bahsederek “Uzun lafın kısası, elçiye zeval olmaz, sessiz çığlığa kulak verilmeli, son umutlar da tüketilmemelidir” dedi.

Eğitim Bir Sen Niğde Şube Başkanı Hasan Orhan, açıklamasında “Yeni eğitim – öğretim yılının başlamasıyla birlikte yaklaşık üç ay boyunca eğitim çalışanlarımızla bir aradayız. Sendikacılığın temelinin alanda olmak olduğu şiarıyla her sene olduğu gibi bu sene de kurum temsilcilerimiz, komisyonlarımız, ilçe ve şube yönetimimizle birlikte bütün teşkilatımızla sahadayız. Yüzlerce eğitim çalışanımızla yaptığımız yüz yüze görüşmelerimizde onların istek, talep ve sıkıntılarını dinlemenin arzusu içinde, söylenenleri not aldık. Tabi bunlar bizim için çok değerli bilgiler. Çünkü yapacağımız çalışmalarda bu bilgiler istikametinde yol almak teşkilat olarak bizi güçlü kılacağı gibi, sendikacılığın beslendiği ana kaynaktan da kopmamamızı sağlayacak. Ayağımızın beslendiğimiz ana kaynakta pergelin bir ucu gibi sağlam ve sabit kalmasını; diğer ucunun ise yapacağımız hizmet sendikacılığını temsilen uçsuz bucaksız alan içinde açılabildiği kadar açılmasıyla bir “Başarı Hikâyesi” oluşturacak.

Başarı Hikâyesi ne kadar büyükse, sorumluluklar da o kadar büyük olur. Bizde işte üç aylık bir çalışmada eğitim çalışanlarımızın emaneti olan ve asıl sahibi olan yetkililere bazı talep, istek ve sıkıntılarının dile getirilmesi, iletilmesi vazifesi var.

BİZ VAZİFEMİZİ YERİNE GETİRELİM

– Öncelikli olarak eğitim çalışanlarımızdan öğretmenlerimiz, maaş karşılığı okuttukları ders saatinin farklılığının anlamsızlığını yetkililerin neden görmediğini soruyorlar… Sonuçta bütün derslerin kırk dakika olması, öğrencinin aynı öğrenci olması, öğretmenlerin aynı yeterlilikte olmasına karşın bu farkın nereden kaynaklandığının izahını istiyorlar.

-Ülkemizde personel sayısı elli, yüz olan birçok mesleğin meslek kanunu var iken; personel sayısı bir milyonu aşmış öğretmenlerimizin neden “Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun”  olmadığına bir anlam veremediklerini söylüyorlar.

– Öğretmenler Odası içinde aynı mesleği ve emeği icra etmelerine karşın; bazılarının kadrolu, bazılarının ücretli bazılarının ise sözleşmeli olarak adlandırılmasının, her öğretmenler gününde gelenekleşen kutsallık, fedakârlık ve ülkemizin geleceğini hazırlayan meslek olarak tanımlaması ile çelişip çelişmediğini soruyorlar.

3600 ek göstergenin hem Cumhurbaşkanımızın hem de Milli Eğitim Bakanımızın gündeminde olmasına rağmen bu kadar gecikmesinin, siyaset ve bürokrasinin gündemindeki sıcaklığını kaybetmesinin üzüntüsünü yaşadıklarını ifade ediyorlar.

– Öğretmenlik Kariyer Basamaklarının liyakat ve adalet ölçütleri çerçevesinde yeniden düzenlenmesi gerektiği, daha önce plansız ve süreklilik arz etmeyen uygulamanın yanlış olduğu, uygulamanın kesintiye uğratılmasının ise kabul edilemez olduğunun bilinmesini istiyorlar.

-Eğitim çalışanları vergi diliminden kaynaklı mali kayıplarının giderilmesini ve yapılacak bir düzenleme ile adalet eksenli bir vergi diliminin uygulanmasını istiyorlar…

-Kurum yöneticilerimiz ise, bulundukları sorumlulukların ve taşıdıkları görev riskinin göz önünde tutularak gerek mali olarak hak ettiklerini talep ediyorlar gerek se kadrolarının bir an önce genel idari hizmetler sınıfına dâhil edilmesini istiyorlar…

-Yine yardımcı hizmetler çalışanlarımız ise, mali ve özlük haklarında ki eksikliklerinin bir an önce giderilmesini, çalışma şartlarının düzeltilmesini istiyorlar…Tabi yukarıda bahsettiklerimiz, eğitim çalışanlarımızın yoğunlukla dile getirdikleri belli başlı konular… Bir de dile getiremedikleri ama bizim gözlerinden, düşünceli hallerinden ve sessiz çığlıklarından çıkardıklarımız var.

NEDİR ONLAR?

Mesela mesleki tükenmişlikleri, Mesela çaresizlikleri, veya Biz çok konuştuk, dile getirdik, ama çözüm çok uzaklarda, yorulduk, sistemin acımasız çarkı bizi de heyecanımızı da, mesleğimize olan saygımızı da öğütüyor,” şeklinde ki serzenişleri.

Uzun lafın kısası, elçiye zeval olmaz, sessiz çığlığa kulak verilmeli, son umutlar da tüketilmemelidir” dedi.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.